Büyük Ada Rum Yetimhanesi
Fotoğraflar ve Yazı:
Tuncay DersinlioÄŸlu
47 yıl süren bir sessizlik. Büyük Ada’ya her gidiÅŸimde ada vapuru iskeleye yaklaşırken, yeÅŸilliklerin arasından seçilen hırpalanmış kiremitlerine bakıp bu sessizliÄŸi duymaya çalışırdım. Ada’da yaptığım yürüyüÅŸlerden birinde oldukça yaklaÅŸtığım bu gizemli bina, kayıtsız kalınamayacak ihtiÅŸamıyla aklıma büyük bir soru iÅŸareti kazımıştı. Ne olmuÅŸtu da bu kadar görkemli bir bina çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalacak kadar görmezden gelinmiÅŸti.
UlaÅŸabildiÄŸim her kaynak benzer bir öyküyü iÅŸaret ediyordu. Yapımına bir otel olarak baÅŸlandığı 1898’den, sessizliÄŸe gömüldüÄŸü 1964 yılına kadar bir çok ziyaretçiyi ağırlamış ve farklı amaçlar için kullanılmıştı. Ama sonunda hep hatırlanacağı hali kaderi olmuÅŸtu sanki ; Yetimhane. Yalnız ve bakıma muhtaç kalmıştı.
2010 yılının temmuz ayında uluslararası ajanslardan düÅŸen bir haber bir süredir askıda duran bu soruyu bana yeninden hatırlatmış oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yetimhanenin mülkiyetinin Fener-Rum Patrikhanesine devredilmesi yönünde bir karar almış ve Türk hükümetini karara uymaya davet etmiÅŸti.
Konuyu birinci ağızdan dinleyebilmek ve uzun zamandır planladığım ziyareti gerçekleÅŸtirmek üzere Patrikhane’nin yolunu tutmaya karar verdim. Patrikhane’nin basın sözcüsü Bay Dositheos Anagnostopoulos sorularıma büyük bir sabır ve içtenlikle cevap verdi ama güvenlik nedeniyle binanın ancak dışardan fotoÄŸraflanabileceÄŸini söyledi. Binanın bahçesine girmenin bile ÅŸiddetli bir lodos gününde hayati tehlikeye neden olacağından endiÅŸe duyan Patrikhane’yi içeri girmek için ikna etmem için uzun yazışmaların sonuçlanması gerekti.
Çalışmadaki fotoÄŸraflar içeride geçirdiÄŸim yaklaşık iki saatlik zaman diliminde çekildiler. Bu iki saatin her bir anını zihnimde kaydettim. Bunlar o anlardan arta kalanlar.
29 Kasım 2010 tarihinde yetimhane arazisinin tapusu Fener-Rum Patrikhanesi üzerine tescil edilerek, PatrikliÄŸe teslim edildi. Patrikhane’nin basın sözcüsü Dositheos Anagnostopoulos binanın eski haline uygun bir ÅŸekilde restore edilebilmesi için Patrikhane’nin Türkiye’deki ve yurt dışındaki dostlarından kaynak topladıklarını ve bir sponsor bulunabilmesi halinde binanın dinler ve mezhebler arası diyalog merkezi olarak kullanılmasını istediklerini belirtti. Merkezin aynı zamanda ekoloji ve çevre araÅŸtırmaları için de çalışmaların yürütüleceÄŸi bir alan olacağını söyledi. Bu yeni sayfa, yetimhanenin “makus” talihini deÄŸiÅŸtirir mi bilinmez ama onun en küçük umut ışığına bile muhtaç olduÄŸu su götürmez bir gerçek.





